İnsanlık tarihinini bilgi açısından 3 temel döneme ayırmak mümkün. 1. dönem bilgi üretiminin az , iletişimin az olduğu dönem. Tarih öncesi dönem ve ilk çağlar bu gruba girmekte. İnsanlık çok az bilgi üretebiliyor ve bu bilginin taşınması mümkün değil. 2. dönemde ise bilgi üretimi fazla ama iletişim az. Matbaa – radyo-telgraf ve telefona kadar ki dönem bilgi üretiminin arttığı ancak iletişimin az olduğu dönem. Kesin bir tarih çizmek bu konuda mümkün değil. Dönemler coğrafi farklılıklar ve iletişim azlığı sebebi dünya üzerinde farklı coğrafyalarda farklı zamanlarda yaşanıyor ve kesin bir çizgi ile ayrılamıyor. 3. dönem ise hem iletişimin hemde bilgi üretiminin çok fazla olduğu dönem. İçinde bulunduğumuz dönem bunun bir parçası. Basitçe iletişim, internet sayesinde çok hızlandı. Buna bağlı olarak bilgiye ulaşmak artık çok kolay.
Bu dönemlere bilginin ticarileştirilmesi açısından baktığınızda bilgiye erişimin çok kolaylaştığı 3. dönemde bilginin diğer dönemlere oranla kat ve kat daha fazla ticarileştirildiğini görmekteyiz. Diğer taraftan da internet evrimsel bir şekilde bilginin önündeki sınırları kaldımakta , ticarileşmeyi sınırlamakta ve bilgi paylaşımını hızlandırmakta.
Bu evrimin parçası olarak bilgi özgürleşmekte. Telif vb haklar üzerine bir tartışma başlatmanın pek bir anlamı yok. Evrim doğasının gereği olarak telif vb haklarıda evirecektir. Zamanında para ödeyerek evlerimize aldığımız, raflarımızı süsleyen Britanica’lar Wikipedia yüzünden çoktan geri dönüşüm zincirinde yerlerini aldılar. Sürekli güncellenen, binlerce üye tarafında oluşturulan içerik sayesinde Wikipedia internetin en önemli referans kaynaklarından biri oldu. Bir nevi özgür bilginin kalesi! Benzer şekilde konularında uzman olan kanaat önderlerinin yarattığı binlerce blog. Yüzbinlerce forum.
Internet bilginin paylaşılma şeklini , üretim şeklini evirmekte. İstisnalar hariç olmak üzere bu bilgiler ne yazık ki şu an ki teknolojik seviyemizde anlamlandırılıp ,işlenemiyor. Bilgilerin işlenmesi noktasında Wikipedia – blog gibi text elementlerin bir şekilde etiketlenmesi ve anlamlandırılması gerekmekte.
Akademik açıdan bilgiye baktığınızda da karşımızda farklı bir tablo yok. Akademik yayınlar genelde üyelik vb ücretlere tabi. Bilim telif vb haklar üzerinden finanse ediliyor. Bilimsel bilginin dolaşımı ve paylaşımı da sınırlandırılmış durumda. Bu durum ister istemez gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında da büyük ve yer yer aşılamaz bir sınır çiziyor. Sermaye açısından kıt kaynaklara sahip gelişmekte olan ülkelerin özellikle de insanlığın ortak malı olan BİLİMSEL BİLGİ den uzak tutulması gelişmiş ülkeler ile aralarındaki sınırı güçlendiriyor.
Bugüne geldiğimizde kısaca 3 ana sorunumuz var.
1. Bilginin paylaşılamaması
2. Anlamlandırılamaması ve işlenememesi
3. Telif dışında gelir modellerinin yaratılamaması.
Peki ya çözüm???
Yorum Yok :(
Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.