Bu konu ile ilgili ilk yazı “Risk Sermayesi Finansman Modeli ve Türkiye” idi. bu yazıda Türkiye ile ilgili problemlere derinlemesine bakalım.
Hızlıca maddeler üzerinden gidelim.
1- Uzun süreli bir siyasi istikrar ne yazık ki ülkemizde pek yaşanmadı. Buna bağlı olarak demokratik hukuk devleti ve ekonomik istikrar da pek mümkün olmadı.
2- Siyasi istikrarın olmaması ekonomik istikrarsızlığa sebep oldu. Yüksek enflasyon , yüksek faiz oranları diğer taraftın tüm bunları finanse etmek için verilen büyük kamu açıkları sermaye birikimini ve sermaye yatırımlarının hepsinin önünü tıkayan bir engel oluşturdu.
3- Sadece yerli sermaye birikimi değil doğru yatırım ortamı oluşmadığı için yabancı sermaye girişi de olmamıştır. Sınırlı sermaye ile “Riskli” yatırımlar yapmakta mümkün olmamıştır.
4- Diğer taraftan bir kısır döngü içerisinde Finansal sistem derinleşememiş temel finansal ürünler ile kısıtlı kalmıştır.
5- Derinleşememenin sonucunda sığ bir Menkul Kıymet Borsası oluştu. Risk sermayesi yatırımcılarının halka arz işlemlerini yapabileceği daha az bürokratik 2. bir borsa ise hiç oluşmadı.
6-İstikrarsızlık sonucu ileriyi görememe tüm yatırımları kısa vadelerle sınırladı. Bankalar, finans kuruluşları ve Emeklilik fonları (hangi emeklilik fonları?) Risk Sermayesi için yatırımcı olamadılar.
7- İsrail ve İngiltere gibi başarılı örneklere bakıldığında Devlet desteği ve buna bağlı sıfır faizle Risk Sermaye şirketlerinin fonlanması sektörün gelişmesi için bir gerekliliktir.
8- Teknopark ve İnkübatör gibi girişimci ve sermaye şirketi arasında köprü görevi gören kişi ve organizasyonlar yetersizdir. Sermayeyi arzı ile ilgili sıkıntıların yanında bu faktör sermaye talebinide kısıtlı tutmaktadır.
Bir sonraki yazımızda da çözüme doğru ilerleyelim.
*Yazıda sıklıkla Prof.Dr.Kemalettin Çonkar’ın Risk sermayesi finansman yöntemi adlı yazısından faydalandım. Aralık 2007 tarihli ITO yayınlarından çıkan bu eser için kendisine teşekkür ederim.