NTV ekranlarında BBC Türkçe’nin 70. yılı anısına “Haberin geleceği” ismi ile bir açık oturum yayınladı. BBC Haber sitesi editörü Steve Herrman, Uluslararası gazetecilik profesörü ve medya danışmanı John Owen,İngiltere’deki yayıncılık ve telekomünikasyon düzenleme kurumu Ofcom’dan Stewart Purvis, BBC Farsça bölüm başkanı Sadık Saba, köşe yazarı, yayıncı ve iletişim profesörü Haluk Şahin, NTVMSNBC genel yayın yönetmeni Ahmet Yeşiltepe’nin katıldığı açık oturumda internet ile birlikte haberciliğin değişimi ve geleceği tartışıldı.
Video olarak izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.
Konu başlıkları üzerinden bende görüşlerimi belirtmek istiyorum.
Teknoloji
Tarih boyunca her yeni teknolojinin, ya bir öncekinin yerini aldığı ya da ona bir tehdit oluşturduğu düşünülmüştür.Peki ya internet? Bir tehdit mi, yoksa çok büyük bir fırsat mı? Yoksa sadece yeni bir araç mı?
– Dünya her zaman ki gibi evrimleşerek gelişmeye devam ediyor. Dünyadaki iletişimin evrimleşmesini basitçe sembolleştirmek istersek heralde sıralama şu şekilde olur: Yazı , matbaa , gazete , radyo , televizyon ve nihayetinde internet. Tek başına yazıp arkadanızda bıraktığınız izlerden , kitle yayıncılığına kadar gelen binlerce yıllık bir süreç. Internet haricinde geriye kalan tüm araçların varlığı büyük sermaye gücüne bağlı. Sermaye olmadan gazete çıkartmak , TV yayını yapmak mümkün görünmüyor. Gazeteler için baskı maliyetleri , TV ler için yapım ve yayın maliyetleri bireylerin karşılayamayacağı kadar yüksek.
Internet dünyayı değiştiren en güçlü araç olma sebebini tamda bu noktadaki sermayeye bağlı olmamasından alıyor. Bugün aylık 50 TL ye internet bağlantısı satın alıp , 500-600 TL lik bir bilgisayar ile internete girip kendi içeriğinizi yaratabilirsiniz. Kendi gazetenizi çıkartabilir, kısa filmlerinizi yayınlayabilir ve dünyayı değiştirebilirsiniz. Tüm dünyayı demokratize eden bu fırsatın tehdit olarak algılanması oldukça doğal. Sermaye koyarak yaptığınız işin geliri reklama ve gazete satışlarına bağlı. Şimdi ise dünyanın her tarafından birileri çıkıp 20 gazetenin paylaştığı reklam pastaını binlerce parçaya bölüyorlar. Gazeteler internetten okunmaya başlandı ve haber için ücret ödemeyi kimse istemiyor.
Ya da haberin ya da bilginin sadece nasıl tüketildiğini değil, aynı zamanda nasıl ortaya çıktığını, yayına hazırlandığını ve dağıtıldığını belirleyen bir olgu mu?
Bu başlık ile ilgili olarak Internet’i hala bir dağıtım kanalı olarak gören uzmanlarımızın yakınmalarını dinliyorsunuz video’da. Friedman’ın dediği gibi gittikçe düzleşiyor dünya. Üretim-tüketim kavramları gittikçe iç içe geçiyor.
Geleneksel gazetecilerin yurttaş gazetecileri ile kıyaslandığı, blogcuların köşe yazarlarına benzetildiği, Twitter mesajları ve benzerlerinin ciddi makalelerin yerini aldığı söylenen bu dönem bizleri nereye götürecek?
Belirli mecralara sıkışmamış, patronajdan ayrılmış, herkesin özgürce kendini ifade edebildiği demokratize bir dünyaya.
Herkesin birer gazeteci olduğu böylesi bir dönemin sonunda gazetecilik kurumu ayakta kalabilecek mi? Yoksa geçici bir dönem mi bu?
Gazetecilik bir süre daha eski okurları sebebi ile yaşamaya devam edecekler. Sonrasında tıpkı plakların kaset, kasetlerin CD ve CD lerin mp3 olması gibi hızlı bir dijitalleşme süreci geçirerek tükenecekler.
Bu süreç uzun vadede demokrasiye mi, yoksa bir kaosa mı fayda sağlayabilir?
Elbetteki demokrasiye. İletişim dünyada ilk kez bu kadar hızlı ve sert şekilde el değiştiriyor. Tek yönlü iletişim yerini çift yönlü iletişime bırakıyor. Gazeteleri , kanalları ile bir ideolojiyi , bir görüşü ya da belirli çıkarları savunan tek yönlü iletişim yerini binlerce hatta milyonlarca insanın kollektif olarak ürettiği bir bilince dönüşüyor.
Yoksa bu süreç, bazı muhalif görüşlerde ifade edildiği gibi, sadece manipülasyonun, partizanlığın, taraf tutmanın, hesap vermeme “özgürlüğünün” veya “en hafifinden yazım hatalarının simgelediği” bir dönem midir?
??? – Sanırım herkes görmek istediğini görüyor.
![]() |
Ekonominin Haberciliğe Etkisi
Küresel ekonomi kısa bir süre önce büyük bir sarsıntı yaşadı. Ekonomik durgunluğun etkileri ise hala pek çok ülkede hissediliyor.Bunun en gözle görülür sonuçlarından biri ise sayıları azaltılan dış bürolar ve dış muhabirler nedeniyle dış haber içeriğindeki azalış.Peki bu durum dünyanın algılanma biçimini ve dünya haberlerinin iletilmesini nasıl etkileyecek?
Azerbaycan’da ya da Fransa’da ne olduğu beni fazlaca ilgilendirmiyor. Yollar açık mı? Hava durumu nasıl? Vergilerde artış mı var? beni asıl ilgilendiren konular bunlar. Global dünya ile ilgili içeriklere zaten internetten ulaşabiliyorum. TV’den ya da gazetelerden zaten haber takip etme alışkanlığımı kaybetmiş durumdayım. Hangi haberlerin bana gelmesi gerektiğini RSS ile rahatlıkla seçebiliyorum. Haber sitelerinde sadece istediğim içeriği takip edebiliyorum.
Diğer taraftan hangi dış haberler? Artık her ülkenin yerel haberlerine internetten ulaşabiliyorum. BBC den İngiltere , CNN den Amerika ile ilgili haber alabiliyorum. Twitter’dan Iranda ki seçimleri , onlarca blogdan Çin’deki Uygur Türklerine yapılan muameleyi okuyorum. Global dünyada dış haberler mi kaldı?
Bu durumun dünyanın geleceğine etkisi ne olabilir?
İyi olur
Mali nedenler, güvenilir ve nitelikli bilginin sonunu mu getiriyor?
Nitelikli bilgiden kastınız Brangelina çiftinin 77. çocuklarını evlat edinmesi , bar çıkışı Teoman’ın gazetecilere yakalanması mı? Bilgi , haber ve içerik katlanarak artıyor. Nitelikli bilgi var olmaya devam edecek. Niteliksiz milyonlarca bilgi ile. Internet sayesinde sizin bize dayattığınız içerik değil tüketmek istediğimiz içerik tüketiliyor olacak. İsteyen nitelikli Magazin haberlerinizi , sayfa sayfa yarı çıplak manken fotoğraflarınızı , ya da niteliksiz CERN deneyi haberini tüketiyor olacak. Daha da kötüsü sadece tüketmeyip üretiyor olacak.
Güvenilir bilgi konusu ise zaten bir kısır tartışma. Ne kadar güvenilirsiniz sizin kendinize sormanız gereken bir soru.
Bu durumun bir alternatifi var mı? Yoksa mali engeller, geçmişin bu anlamda bir daha geri gelmeyeceği anlamına mı geliyor?
TV deki ve basılı medyadaki reklamlarınız azalacak. Daha da azalacak. Ticari kaygılar dışında geçmişe dönmek ile ilgili bir isteği anlamam ise mümkün değil. Zamanında hattatlarda matbaadan önceye dönmeye istemişlerdir sanırım.
İmalat sektöründeki daralma ile beraber dünya, dijital sektöre ve yoğun veri trafiği gerektiren bir ekonomi türüne yöneliyor. Bunun sonucu olarak giderek hızlanan ve ucuzlayan internet erişiminin, bilgi edinme özgürlüğü ve özgür habere erişim imkanına etkisi ne olacak?
Elbetteki olumlu olacak. DÜnyanın heryerinde insanlar kendi içeriklerini yaratma , kendi fikirlerini savunma , iletme hakkına sahip olacaklar.
İnternet üzerindeki haberin paralı hale getirilmesi konusundaki eğilimin haberciliğe etkisi ne olabilir?
İnternetteki haberin paralı hale getirilmesi ile ilgili olarak ”Neden TV lerde haberlerden ücret almıyoruz?” fikrininde tartışılmasını istiyorum. Neden TV lerdeki haberler için ücret ödemiyoruz. Çünkü haberlerin ücretini reklam veren firmalar ödemekteler. Önce TV de tüketip , kalanını SMS köşe yazarlarına dağıtalım, bir de internet sitemize koyalım. TV – Gazete ve internet hepsinin reklamını yiyelim işinin dengesi gittikçe internetten yana tüketime kaymakta. İnsanlar haber bülteninde ilgilerini çeken haberi 30 dk beklemiyorlar artık. Gittikçe daha az izleniyorsunuz. Daha az okunuyorsunuz. Reklam pastası internet tarafında büyüyor ve büyüyecek. Ama bu defa sorun internet pastasının sermayedar 10-12 kişi değilde binlerce haberci olması. İçeriğinizi paralı hale getirdiğinizde aradaki farkı kazanamayacaksınız. Kimse size para ödemeyecek.
Bu durumda nitelikli haberlere sadece para ödeyenler mi ulaşabilecek?
Nitelikli haber? Sanırım bundan az önce bahsetmiştim. Foto Galerileri için ücret ödemek??? Biraz düşünmem lazım.
![]() |
Özgürlüğün Denetimi
Günümüzde tüm bu sosyal ve teknolojik gelişmeler karşısında zaman zaman dile getirilen bir soru da şu: Acaba bu süreç demokrasiyi mi yoksa kaosu mu destekliyor?
Bir zümrenin değil herkesin eşit olması , fikirlerini yayabilmesi, tartışabilmesi vb tüm eylemler elbetteki demokrasiyi güçlendirecektir.
Çin’de, İran’da, Rusya’da ve bazı başka ülkelerde internetteki içeriğin denetim altına alınmasına yönelik girişimler bulunuyor.Bu girişimler için ise ulusal güvenlik, kamu yararı, suç ve pornografi ile mücadele, ahlaki ve etik değerlerin korunması gibi gerekçeler öne sürülüyor.Peki internetin tümüyle denetlenmesi mümkün mü?
Mümkün olmasından ziyade “İnternetin denetlenmesi gerekli mi?” sorusunu sormakta fayda var. “ulusal güvenlik, kamu yararı, suç ve pornografi ile mücadele, ahlaki ve etik değerlerin korunması” vb bahaneler ne yazık ki internetin denetlenmesi ve sansürlenmesinde sadece bir araç olmaktan öteye gitmemekte. İnterneti bu gibi sebeplerle denetlemek öncelikli olarak iletişim özgürlüğünün kısıtlanması anlamına gelmekte. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bu konuda çok açık olsada devletlerin ve hükümetlerin ne yazık ki sansür vb uygulamaları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmalarını engelleyemiyor. Denetim mekanızması birey ile ilgilidir. Bireyler doğruyu yapma konusunda kendi seçimlerini yapmalıdırlar.
Bireyler bu konuda devlete karşı çıkabilir mi?
Youtube Türkiye’de ziyaret edilen 4. site. Bu kapalı hali. Çıktığımızı düşünüyorum.
—————
Genel olarak konuşmaları beğensemde konukların eski ekonomi kavramları ile bugünü anlamlandırmaya çalıştıklarını gördüm. Yaşadığımız değişime yaklaşımları ne yazık ki bazen “evil internet” şeklinde idi. “akademisyenlerin söylediği ve yazdığı şeyler para etmiyordu. bu yüzden interneti icat ettiler” , ”Türkiye bu “disease” i henüz yaşamadı” gibi talihsiz açıklamarı içerse de mutlaka izlenilmesi gereken bir açık oturum.
BBC Türkçe ve NTV ye teşekkürler.


November 22nd, 2009 on 20:33
1
November 22nd, 2009 on 20:33
“İnternetteki haberin paralı hale getirilmesi ile ilgili olarak ”Neden TV lerde haberlerden ücret almıyoruz?” fikrininde tartışılmasını istiyorum. Neden TV lerdeki haberler için ücret ödemiyoruz. Çünkü haberlerin ücretini reklam veren firmalar ödemekteler. Önce TV de tüketip , kalanını SMS köşe yazarlarına dağıtalım, bir de internet sitemize koyalım. TV – Gazete ve internet hepsinin reklamını yiyelim işinin dengesi gittikçe internetten yana tüketime kaymakta. İnsanlar haber bülteninde ilgilerini çeken haberi 30 dk beklemiyorlar artık. Gittikçe daha az izleniyorsunuz. Daha az okunuyorsunuz. Reklam pastası internet tarafında büyüyor ve büyüyecek. Ama bu defa sorun internet pastasının sermayedar 10-12 kişi değilde binlerce haberci olması. İçeriğinizi paralı hale getirdiğinizde aradaki farkı kazanamayacaksınız. Kimse size para ödemeyecek.”
November 23rd, 2009 on 02:47
Genel olarak konuşmaları beğensemde konukların eski ekonomi kavramları ile bugünü anlamlandırmaya çalıştıklarını gördüm. Yaşadığımız değişime yaklaşımları ne yazık ki bazen “evil internet” şeklinde idi. “akademisyenlerin söylediği ve yazdığı şeyler para etmiyordu. bu yüzden interneti icat ettiler” , ”Türkiye bu “disease” i henüz yaşamadı” gibi talihsiz açıklamarı içerse de mutlaka izlenilmesi gereken bir açık oturum.
December 9th, 2009 on 10:36
Thomas Baekdal’ın “Where is everyone“ adlı yazısının türkçeye uyarlamasını yapmıştım. Konuyla ilgilenenlerin hoşlanacağını düşünüyorum.
http://www.baekdal.com/articles/Management/market-of-information/
http://www.muratozoral.com/insanlar-nerede
Thomas’da bu söyleşide olmalıydı