Değerli köşe yazarı, zaman iktidarın nimetlerinden uzak kalma zamanı isimli blog yazım aşağıdaki gibi başlıyordu. (11 Mart 2010)

Televizyonda haberleri izlerken Başbakan bas bas bağırıyordu. ’ ‘Ne yapayım, köşe yazarına hâkim olamıyorum’ diyemezsin. ‘Sen bunun sorumlususun arkadaş’, diyeceksin. Niye? Çünkü bu ülkeyi germeye, ekonomiyi germeye kimsenin hakkı yok. Buna müsaade etmeyiz. Çünkü bir anda dengelerin ekonomik olarak ne hale geldiği ortaya çıkıyor. Köşende yazı yazanın maaşını sen veriyorsun. Yarın feryat etmeye geldiğinde buna hakkın yok.”

Ve şöyle bitiyordu:

“Doğru mu, yanlış mı? Sansür mü? Basın özgürlüğüne darbe mi? Köşe yazarlarına ince ayar mı? bilmiyorum.

Zaman iktidarın nimetlerinden uzak kalma zamanı.

Değerli köşe yazarı.
Plazadaki odandaki o güzelim koltuktan birazcık doğrul. Önündeki bilgisayardan internete gir.

5 dakikada bir blog oluştur kendine.

Dünyayı değiştiren gücün, demokrasinin ve özgürlüğün bir parçası ol.

Hiç düşünmeden yaz istediğin şeyleri.

Unutma internette patron sensin. Yazı işleri sensin. Reklam müdürü sensin.
Kimse seni blogundan kovamaz. Kimse sana şunu yaz diyemez. Kimse senin kalemine fiyat biçemez.

Eğer sen biraz cesaret edebilirsen. Eğer dik durabilirsen. Ve eğer kendi iktidarından vazgeçebilirsen.”

 

Banu Güven iktidarın nimetlerinden vazgeçebilen sayılı insanlardan.
Onurlu mücadelesine yürekten inanıyorum.

Umarım bu karar  Banu Güven ve Türk Basını için hayırlı olur.