kişisel

6 ay

Binlerce insan ile tanıştım. Pek çoğunun hikayelerini dinledim. Bazıları ile çalıştım, bazıları ile okul arkadaşı oldum. Kimisi ile silah arkadaşı kimi ile sadece ad soyad tadında kaldı tanışıklığımız.  Güvenip ortada kaldığımda oldu, ön yargılı davranıp hata ettiğimde. Kimisi iyi konuşur arkamdan, kimisi yerin dibine sokar beni o yüzden…

Güven  ilginç bir müessese. Herhangi bir rasyonel sebebe gerek duymadan kendimizi başkasına teslim etme durumu. Rasyonel sebeplisi de vardır elbet ancak en huzurlusu gözleri kapatıpta herşeyi bir başkasına teslim etmek.

Üç aşağı beş yukarı kimin ne yapacağını kestirebiliyor insan bir süre sonra. Ona göre beklentiler oluşturuyor. Diyorsun ki içinden gizli gizli  ”Bu adam bunu bunu becerir. Evet evet, kesin yapar.”  Ya da tam tersi olur bazen. içindeki ses basbas bağırır: “Bu kıza asla güvenme. Dikkatli konuş. Kendinden bir şey anlatma…” Bu önyargılara göre mi inşa ediyoruz güveni?

Diğer taraftan bir de beklenti mevzusu var. Adı üstünde beklenti. Düşündüğün gibi, planladığını gibi olmasını bekliyorsun her şeyin. Zaman geçiyor beklentiler değişiyor. Bazen haklı çıkıyorsun bazen feci halde haksız.  Bazen önce haksız, sonra haklı… Bazen tam tersi.

Belkide yeterince uzun zaman geçerse tüm beklentilerimizin hayal kırıklığına dönüştüğüne şahit olabiliriz.  Yani belki de tüm konu sadece zaman ile ilgilidir. Yeterince kısa bir zamanda da herkes tüm beklentileri karşılayabilir.

Zaman konusunda yapacak bir şey yok. Karar vermek lazım hızlıca.
Hayat akıyor, işler bekliyor. Hızlı ve doğru karar.

Hızlı oluyor insan da her zaman doğru olamıyor.

Bu yıl her zamankinden daha fazla oldu yanlış kararlarım.
Hayal kırıklığım olmadı şimdilik ama beklentilerimin altında kalan çok oldu.
Kimbilir belki de bu yıla dönüp bakmak için biraz erken.


Alışveriş demokrasisi

Bir onceki yazıda iletişimin demokratikleşmesinden bahsetmiştim. İnternet her şeyi değiştirmekte. İletişim bundan nasibini aliyor ve muhtemelen alamaya da devam edecek. Başka neler değişiyor hayatımızda?

Büyük deişım Private Shopping ile başladı. Büyük markaların ürünlerinin sıırlı sayıda da olsa düşük fiyatlar ile tüketicilere satılması bir anda hayatımıza girdi. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan beyaz yakalı (kadınların) çalışanların delicesine satınalması hızla büyüyen bir sektör ve müthiş bir rekabet yarattı. Fiyatları yüksek olduğu için herkes tarafından tüketilemeyen ürünler herkes tarafından satın alınabilir hale geldi.

3. Dalga hizmetlerin ve yerel işletmelerin demokratikleşmesini sağladı. Grupon modeli sadece 2 yılda bütün dünyada inanılması güç değişimlere imza attı. Türkiye de sayısı 70 e yaklaşan klonları ile birlikte yerel işletmelerin hizmet ve ürünleri binlerce tüketiciye ulaşmaya başladı. Tıpkı Private Shopping de olduğu gibi büyük indirimler ile hizmetler daha fazla tüketicinin erişebilmesine imkan tanıdı.

Bugün fırsat siteleri ve Private Shopping sayesinde tüketim demokratikleşiyor. Hergün daha fazka birey tüketime katılıyor ve tüketme hakkını kullanıyor. Ticaretin ya da alışverişin demokratikleştiği bir değişim döneminden geçiyoruz.

Sırada finans ve sağlık var… Bakalım bu iki sektör nasıl demokratikleşecek…


Hayat bir savunma sporudur.

İlkokulda idim sanırım. Televizyonda Karate Kid vardı. Miyagi’nini öğrencisi. Karete sporunu ve Miyagi den bilgeliği öğreniyordu. Karate denilen şey savunma sporu idi. Sadece kendini savunmak için kullanılıyordu.

Bir aralar Cüneyt Arkın’ın  yeminin bozduğunu hatırlıyorum. Sabretmiş, sabretmiş ve en sonunda yemini bozarak ona yapılan haksızlıklar ile ilgili hesap sormuştu.

Geçen 1 sene içerisinde çok şey yaşandı. Çok çalıştık, çok güzel işler yaptık. Diğer taraftan çoğu konuya göz yumduk, sesimizi çıkartmadık. Bunların bir kısmı kişisel şeyler, bir kısmı ise birebir iş ile ilgili.

Doktor Mortgage Ekim de 2 yaşına girdi. Her bebek gibi büyümesini sürdürüyor. İlk yıl emeklemeden yürümeye doğru bir gelişme süreci idi. Benim bankadan ayrılmam sonrası saha çalışmaları ile yürümeye başladı. Yer yer sendeliyor ama artık koşma zamanı geldi Doktor Mortgage’ın. Ev içinde yürümek değil, parkta yürümek hatta koşmak istiyor. Sarper,Kadir, Gökhan ve ben bu hedef için aralıksız çalışıyoruz.

Diğer taraftada mahallenin 4-5 yaşındaki çocukları bizi parkta istemiyorlar. Kimisinin ailesi zengin, sermaye gücü ile bizi rakip görüyor, kimisi ise aynı salıncağa bizimle binmek istemiyor. Birileri saçımızı çekiyor, birileri çimdik atıyor anlayacağanız.

Doktor Mortgage ile ilgili önümüzde 2 büyük engel var. Bir tanesi bankalar, bir tanesi emlakçılar.

Bankaların bir kısmı vizyoner davranıp bizimle ve diğer kredi portalları ile çalışırken bir kısmı ileride çalışan bir mortgage brokerlık sistemini kendine rakip görüyor. Doktor Mortgage olarak hep tüketiciden yana olduk. Tüketiciyi bilgilendirmeye çalıştık. Tüketicinin en uygun koşullarda kredi kullanaması için rekabetçi bir piyasa oluşturmaya başladık. Ve tabiki de bir Türkiye gerçeği, birileri bu işten rahatsız oldu. :)

Diğer büyük engel Emlakçılar. Doktor Mortgage’da yayınlanacak bir kaç yazı hazırlıyorum bu konu hakkında. Lafı uzatmadan söylemek gerekirse Emlakçılar ev satışı dışında ek işlerde edinmiş durumdalar. Bankalara kredi yönlendiriyorlar. Müşteri adına işlem yapıyorlar. Müşteri adına sahte evrak düzenliyor ve bankalar üzerinden kredi almalarını sağlıyorlar. Yasadaki adı ile nitelikli dolandırıcılık yaptıkları şey. İşin kötüsü bankaya başvurarak tüketici de bu dolandırıcılığın bir parçası oluyor ve hiç haberi bile yok. Emlakçılar ev alımsatımından komisyon, sahte evrak hazırlama ücreti, kredi primi, kredi ücreti derken 100.000 TL lik evden en az 10-12 bin TL gelir elde ediyorlar. Bu kanunsuz gelir ile ilgili tüketicileri uyarmaya başladığımızda tıpkı bankalarda olduğu gibi birileri bu işten rahatsız oldu. :)

Bazı bankalar ve yöneticileri gerçekten vizyonerler. Bu bankaları ve yönetici arkadaşlarımı ayırıyorum. Emlakçılar içinde benzer bir durum geçerli. Bizim gördüğümüz oran %10 adam gibi emlakçı var piyasada. Ne yazık ki %90′ı günlük yaşayan ve problemli işler yapan emlakçılar.

Doktor Mortgage olarak şu ana kadar bu konularda aktif bir çalışma yapmamıştık. Yeri geldiğinde görüşlerimizi paylaşmıştık ancak her hangi bir mücadele vermemiştik. Kasım sonrası PR çalışmalarımızda, Doktor Mortgage içeriğinde sıklıkla emlakçılar ile ilgili uyarılarımıza ve kamuoyu bilgilendirmelerimiz yer alacak. Suskunluğumuzu bozma zamanı geldi sanırım.

İş ile ilgili durumlar dışında kişisel olarak “yeminimi bozduğum” durumlarda söz konusu.

Emeğe ve insana saygısı olmayan arkadaşlar kendilerine dikkat etsinler. Kış geliyor, havalar soğuyacak. Hasta olup canları sıkılmasın.

Herkese sevgiler. :)


  • Archives

  • Copyright © 1996-2010 Mustafa Su. All rights reserved.
    iDream theme by Templates Next | Powered by WordPress