Binlerce insan ile tanıştım. Pek çoğunun hikayelerini dinledim. Bazıları ile çalıştım, bazıları ile okul arkadaşı oldum. Kimisi ile silah arkadaşı kimi ile sadece ad soyad tadında kaldı tanışıklığımız. Güvenip ortada kaldığımda oldu, ön yargılı davranıp hata ettiğimde. Kimisi iyi konuşur arkamdan, kimisi yerin dibine sokar beni o yüzden…
Güven ilginç bir müessese. Herhangi bir rasyonel sebebe gerek duymadan kendimizi başkasına teslim etme durumu. Rasyonel sebeplisi de vardır elbet ancak en huzurlusu gözleri kapatıpta herşeyi bir başkasına teslim etmek.
Üç aşağı beş yukarı kimin ne yapacağını kestirebiliyor insan bir süre sonra. Ona göre beklentiler oluşturuyor. Diyorsun ki içinden gizli gizli ”Bu adam bunu bunu becerir. Evet evet, kesin yapar.” Ya da tam tersi olur bazen. içindeki ses basbas bağırır: “Bu kıza asla güvenme. Dikkatli konuş. Kendinden bir şey anlatma…” Bu önyargılara göre mi inşa ediyoruz güveni?
Diğer taraftan bir de beklenti mevzusu var. Adı üstünde beklenti. Düşündüğün gibi, planladığını gibi olmasını bekliyorsun her şeyin. Zaman geçiyor beklentiler değişiyor. Bazen haklı çıkıyorsun bazen feci halde haksız. Bazen önce haksız, sonra haklı… Bazen tam tersi.
Belkide yeterince uzun zaman geçerse tüm beklentilerimizin hayal kırıklığına dönüştüğüne şahit olabiliriz. Yani belki de tüm konu sadece zaman ile ilgilidir. Yeterince kısa bir zamanda da herkes tüm beklentileri karşılayabilir.
Zaman konusunda yapacak bir şey yok. Karar vermek lazım hızlıca.
Hayat akıyor, işler bekliyor. Hızlı ve doğru karar.
Hızlı oluyor insan da her zaman doğru olamıyor.
Bu yıl her zamankinden daha fazla oldu yanlış kararlarım.
Hayal kırıklığım olmadı şimdilik ama beklentilerimin altında kalan çok oldu.
Kimbilir belki de bu yıla dönüp bakmak için biraz erken.
![judop[1]](http://www.mustafasu.com/wp-content/uploads/2010/11/judop1-300x273.jpg)