Mustafa Su

Time to talk

degisim

Geçtiğimiz hafta Sarper ile yoğun bir toplantı gündemi ile Ankara’da idik. Gerek yol boyunca , gerekse döndüğümüzde İstanbul’da arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde internet, yeni nesil, eğitim vb benzeri konulardan konuşma ve fikir alışverişinde bulunma şansı buldum.

Tarih öncesi dönemde bilgi azdı. İletişim ve bilgiyi saklama imkanları azdı. Ne bilgi üretilebiliyor ne de paylaşılabiliyordu. Anlamsız sesler zamanla ifadelere ve dile doğru evrilirken , bilgi yavaş yavaş nesilden nesile aktarılmaya başladı. Yazının icadı ile bilgi saklanabilir ve uzak coğrafyalara iletilebilir oldu. İletişimin artması ve yaygınlaşması ile birlikte bilgi üretimi hızlanmaya başladı.

İlk çağdan yavaş yavaş orta çağa geldiğimizde dünyayı değiştiren “matbaa” karşımıza çıkıyor.  Matbaa ile bilginin kopyalanması , dağıtılması ve uzak coğrafyalara gönderilebilmesi mümkün oluyor. Bilgi saklanabiliyor ve yeni bilgiler üretebilmek için işlenmeye mümkün hale getiriliyor. Matbaa iletişimi hızlandırıyor ve bilgi özgürleşiyor.  Yeni icatlar buradan sonra gerçekleşmeye başlıyor…

Buhar makinesi , elektrik , telefon , radyo , televizyon , bilgisayar , arpanet , web ….

Her yeni icat iletişimi ve bilgiyi arttırıyor. Bugüne geldiğimizde internet sayesinde iletişim hiç olmadığı kadar hızlı , bilgi hiç olmadığı

kadar çok ve hiç olmadığı kadar hızla artıyor. 50 yıl önce bilgiye ulaşmanın fırsat olduğu dünyada artık problem bilgi yığının içerisinden doğru bilginin seçilebilmesi ve işlenebilmesi. Binlerce yıldır bilgiyi saklayan yazı dijitlere dönüşürken , resim – video gibi şekillerde de saklanabiliyor , işlenebiliyor , iletilebiliyor.

Yazı , televizyon , radyo gazete gibi ileten kanallar yerini internet ile birlikte iletişen bir dünyaya bırakıyor. Friedman’ın tespitinde olduğu gibi UPLOAD dünyayı değiştiriyor. Firmaların ya da uzmanların içerik yarattığı internet artık kullanıcıların yarattığı şekle bürünüyor.

Myspace , Facebook , youtube  tamamen “user generated content” ile oluşmuş siteler.  Kullanıcıların yarattığı içerik ile birlikte büyük bir bilgi patlaması yaşanmakla beraber internet dünyayı demokratikleştiriyor.

Bundan 10 yıl önce kız arkadaşınızla fotoğrafınızı internete yükleyeceğiniz ve herkesle paylaşacağınız söylense sanırım hiç birimiz  inanmazdık.  Bugün Twitter’dan , Friendfeed ve Facebook’tan yediğimiz, içtiğimizden tutunda izlediğimiz filme kadar tüm hayatımızı paylaşıyoruz. Beğendiğimiz şarkıyı , kısa bir videoyu , bir blog yazısını hızla tüketip hızla paylaşıyoruz.

Tamda bu sebeple bilgi çok hızlı iletiliyor. Bilginin “DOĞRU” olması başka bir yazı konusu ama evrimleşen dünyada iletişim tek yönlü olmaktan çoktan çıktı. Haber kaynağı GAZETE tamamen öldü. Artık kimse maç sonucuna bakmak için ya da Başbakan acaba ne demiş diye gazete almıyor. Düşünün ülkemizde ”E-muhtıra” yı bile gördük.

Dünya artık daha hızlı dönüyor. Hayat daha hızlı akıyor. Bilgi tüm sınırları kırıyor , paylaşılıyor ve paylaşıldıkça değer yaratıyor.

Geleceği algılarken “eski kalıp” gözlüklerimizi çıkartmanın zamanı gelmedi mi?

  • Share/Save/Bookmark

İnsanlık tarihinini bilgi açısından 3 temel döneme ayırmak mümkün. 1. dönem bilgi üretiminin az , iletişimin az olduğu dönem. Tarih öncesi dönem ve ilk çağlar bu gruba girmekte. İnsanlık çok az bilgi üretebiliyor ve bu bilginin taşınması mümkün değil. 2. dönemde ise bilgi üretimi fazla ama iletişim az. Matbaa – radyo-telgraf ve telefona kadar ki dönem bilgi üretiminin arttığı ancak iletişimin az olduğu dönem. Kesin bir tarih çizmek bu konuda mümkün değil. Dönemler coğrafi farklılıklar ve iletişim azlığı sebebi dünya üzerinde farklı coğrafyalarda farklı zamanlarda yaşanıyor ve kesin bir çizgi ile ayrılamıyor. 3. dönem ise hem iletişimin hemde bilgi üretiminin çok fazla olduğu dönem. İçinde bulunduğumuz dönem bunun bir parçası. Basitçe iletişim, internet sayesinde çok hızlandı. Buna bağlı olarak bilgiye ulaşmak artık çok kolay.

Bu dönemlere bilginin ticarileştirilmesi açısından baktığınızda bilgiye erişimin çok kolaylaştığı 3. dönemde bilginin diğer dönemlere oranla kat ve kat daha fazla ticarileştirildiğini görmekteyiz. Diğer taraftan da internet evrimsel bir şekilde bilginin önündeki sınırları kaldımakta , ticarileşmeyi sınırlamakta ve bilgi paylaşımını hızlandırmakta.

Bu evrimin parçası olarak bilgi özgürleşmekte. Telif vb haklar üzerine bir tartışma başlatmanın pek bir anlamı yok. Evrim doğasının gereği olarak telif vb haklarıda evirecektir. Zamanında para ödeyerek evlerimize aldığımız, raflarımızı süsleyen Britanica’lar Wikipedia yüzünden çoktan geri dönüşüm zincirinde yerlerini aldılar. Sürekli güncellenen, binlerce üye tarafında oluşturulan içerik sayesinde Wikipedia internetin en önemli referans kaynaklarından biri oldu. Bir nevi özgür bilginin kalesi! Benzer şekilde konularında uzman olan kanaat önderlerinin yarattığı binlerce blog. Yüzbinlerce forum.

Internet bilginin paylaşılma şeklini , üretim şeklini evirmekte. İstisnalar hariç olmak üzere bu bilgiler ne yazık ki şu an ki teknolojik seviyemizde anlamlandırılıp ,işlenemiyor. Bilgilerin işlenmesi noktasında Wikipedia – blog gibi text elementlerin bir şekilde etiketlenmesi ve anlamlandırılması gerekmekte.

Akademik açıdan bilgiye baktığınızda da karşımızda farklı bir tablo yok. Akademik yayınlar genelde üyelik vb ücretlere tabi. Bilim telif vb haklar üzerinden finanse ediliyor. Bilimsel bilginin dolaşımı ve paylaşımı da sınırlandırılmış durumda. Bu durum ister istemez gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında da büyük ve yer yer aşılamaz bir sınır çiziyor. Sermaye açısından kıt kaynaklara sahip gelişmekte olan ülkelerin özellikle de insanlığın ortak malı olan BİLİMSEL BİLGİ den uzak tutulması gelişmiş ülkeler ile aralarındaki sınırı güçlendiriyor.

Bugüne geldiğimizde kısaca 3 ana sorunumuz var.
1. Bilginin paylaşılamaması
2. Anlamlandırılamaması ve işlenememesi
3. Telif dışında gelir modellerinin yaratılamaması.

Peki ya çözüm???

  • Share/Save/Bookmark