Mustafa Su

Time to talk

Risk sermayesi ile ilgili ilk yazımız “Risk Sermayesi Finansman Modeli ve Türkiye”  idi. 2. yazımız  ”Risk Sermayesinin Ülkemizde Gelişememesinin Temel Nedenleri“  girişim sermayesi ile ilgili Türkiye’nin problemlerini irdeliyordu. Bu yazımız ise risk sermayesi sektörünün gelişmesi için yapılması gerekenleri inceleyeceğiz. Gelişememenin nedenlerini ortadan kaldırmak ile başlayalım.

1 – Siyasi ve Ekonomik istikrarın Devamı. Global kriz de ekonomik istikrar darbe almışsa da siyasi istikrarın devamlılığı , ekonomik olarakta hızlı bir toparlanma süreci  girişim sermayesi sektörü için ön koşuldur. Stabil bir ekonomi girişimlerin ve buna destek olan sermayenin varlığı için şarttır.

2- Girişim Sermayesi şirketlerine finansman için kaynak akışının artması ve hızlandırılması. Bu konuda dolaylı ve doğrudan olabilir.  Doğrudan kaynak akışı elbette ki yeni risk sermayesi şirketlerinin kurulması ile olur.  Dolaylı yolda ise bireylerin ve şirketlerin birikimlerini bu şirketlerine aktarması gerekmektedir. Konu ile ilgili alınacak tedbirler şöyle sıralanabilir.

a- Devletin Sektöre Uygun yöntemlerle kaynak aktarması. Çoğu ülkede risk sermayesi sektörü öncelikle devletin desteği ile kurulmuş ve gelişmiştir. Bu noktada kamu fonları risk sermayesi şirketlerine destek olmalı ancak onlara hakim olmamalıdır. Amerika’da sigorta fonları ile sektörün büyümesi desteklenmiş 1974 e kadar yavaş gelşen sektör sonrasında patlama göstermiştir. Devletin bu desteği kredi şeklinde fonlama değil ortaklık şeklinde olmalıdır. Kalkınma bankalarının devreye sokulması devletin desteğini almanın bir başka yolu olabilir.

b- Emeklilik kurumları ve Sigorta şirketlerinin kaynak aktarması. Sektöre destek verecek kuruluşların büyük kurumsal yapılar olması işin doğasında vardır. Emeklilik ve Sigorta fonları ilk akla gelen fon kaynaklarıdır. Emeklilik fonlarının uzun vadeli fonlar olması girişim sermayesi şirketlerine kaynak aktarmayı kolaylaştıran bir başka olumlu fırsattır.

c- Bankalar : Ticaret ve kalkınma bankaları  uzun vadeli fonlar ile sektörü destekleyebilirler.  Ticari bankalara bağlı Risk Sermayesi şirketleri oluşturmak ve bu risk sermayesi şirketleri ile sektöre destek vermekte mümkündür.

d- Uluslararası kuruluşlar: Avrupa Yatırım bankası gibi uluslararası kuruluşlardan fon temin edilmesi mümkündür. Gerekli siyasi ve ekonomik istikrar sağlandığında , risk sermayesi sektörü büyümeye başladığında yurtdışından kaynak gelmesi kolaylaşacaktır.

e- Kosgeb – TOBB gibi kuruluşların destekleri

3- Yenilikçi ve Gelecek vaad eden proje sayısının artırılması.  Rİsk sermayesi şirketlerinin artmasının yanında , bu şirketlere yapılan başvuruların hem nicelik hem nitelik açısından arttırılması gerekmektedir. Girişim sermayesi ile ilgili “success story” ler girişimcilerin VC lere olan ilgisini arttıracaktır.

4-Yatırımdan çıkş imkanlarının arttırılması:   Hisse senetlerinin halka arz edilebilmesi ve  yatırımların nakte dönüştürülmesinin kolaylaştırılması da sektörün gelişmesine katkıda bulunacaktır. Bununla ilgili olarak İMKB bünyesinde ikinci bir piyasa oluşturulması ve teşvik edilmesi , yasal anlamda hisse senedi sahipliği ile ilgili mevzuatsal değişiklikler faydalı olacaktır.

5- Vergi teşvikleri : Girişimci şirketlere ve girişim sermayesi şirketlerine tanınabilecek vergisel avantajlar sektöre güçlü bir destek olacaktır. Satınalma işlemlerindeki vergiler , yatırımcı şirketlere destek olmak için personel maaşlarındaki gelir vergisi avantajları , stopaj muafiyeti vb destekler girişimcileri ve VC sektörüne önemli destek sağlayacaktır.

Gelecek yazıda bir aksilik olmazsa Golden Horn Ventures’tan Mae Özkan ‘ın konu ile ilgili görüşlerine yer vereceğim.

*Yazıda sıklıkla Prof.Dr.Kemalettin Çonkar’ın Risk sermayesi finansman yöntemi adlı yazısından faydalandım. Aralık 2007 tarihli ITO yayınlarından çıkan bu eser için kendisine teşekkür ederim.

  • Share/Save/Bookmark

aton1018lBu konu ile ilgili ilk yazı “Risk Sermayesi Finansman Modeli ve Türkiye” idi. bu yazıda Türkiye ile ilgili problemlere derinlemesine bakalım.

Hızlıca maddeler üzerinden gidelim.

1- Uzun süreli bir siyasi  istikrar ne yazık ki ülkemizde pek yaşanmadı. Buna bağlı olarak demokratik hukuk devleti ve ekonomik istikrar da pek mümkün olmadı.

2- Siyasi istikrarın olmaması ekonomik istikrarsızlığa sebep oldu.  Yüksek enflasyon , yüksek faiz oranları diğer taraftın tüm bunları finanse etmek için verilen büyük kamu açıkları sermaye birikimini ve sermaye yatırımlarının hepsinin önünü tıkayan bir engel oluşturdu.

3- Sadece yerli sermaye birikimi değil doğru yatırım ortamı oluşmadığı için yabancı sermaye girişi de olmamıştır. Sınırlı sermaye ile “Riskli” yatırımlar yapmakta mümkün olmamıştır.

4- Diğer taraftan bir kısır döngü içerisinde Finansal sistem derinleşememiş temel finansal ürünler ile kısıtlı kalmıştır.

5- Derinleşememenin sonucunda sığ bir Menkul Kıymet Borsası oluştu. Risk sermayesi yatırımcılarının halka arz işlemlerini yapabileceği daha az bürokratik 2. bir borsa ise hiç oluşmadı.

6-İstikrarsızlık sonucu ileriyi görememe tüm yatırımları kısa vadelerle sınırladı. Bankalar, finans kuruluşları  ve Emeklilik fonları (hangi emeklilik fonları?) Risk Sermayesi için yatırımcı olamadılar.

7- İsrail ve İngiltere gibi başarılı örneklere bakıldığında Devlet desteği ve buna bağlı sıfır faizle Risk Sermaye şirketlerinin fonlanması sektörün gelişmesi için bir gerekliliktir.

8- Teknopark ve İnkübatör gibi  girişimci ve sermaye şirketi arasında köprü görevi gören kişi ve organizasyonlar yetersizdir. Sermayeyi arzı ile ilgili sıkıntıların  yanında bu faktör sermaye talebinide kısıtlı tutmaktadır.

Bir sonraki yazımızda da çözüme doğru ilerleyelim.

*Yazıda sıklıkla Prof.Dr.Kemalettin Çonkar’ın Risk sermayesi finansman yöntemi adlı yazısından faydalandım. Aralık 2007 tarihli ITO yayınlarından çıkan bu eser için kendisine teşekkür ederim.

  • Share/Save/Bookmark

Google wave son bir kaç gündür neredeyse tüm internet alemini meşgul ediyor. Tamamen opensource olması ,  e-posta  ile iletişime ve işbirliğine getirdiği farklılık ile sanırım herkesi etkilemeyi başardı.

Opensource olması sebebi ile herkesin kendi sunucusuna sahip olabileceği , mevcut api’leri ile bile geliştirilecek on binlerce uygulama ve mobil telefonlara uyumu ile müthiş bir gelecek vaadediyor.

sunuma aşağıdaki video’dan ulaşabilirsiniz.

Sunumu izledikten sonra  geliştiricilerin söylediği “making the world a better place”  aklımda kaldı.

Düşünüyorumda çevremde  herkes yaptığı işler ile ne paralar kazandığını , fikirlerini gerçekleştirirse ne kadar para kazanacağını anlatıyor…. Kimse “dünyayı değiştirmekten” bahsetmiyor.

Benimse son zamanlarda en çok görmeyi istediğim şey çevremde dünyayı değiştirecek insanlar.

  • Share/Save/Bookmark

Paul Graham  2005 yılında kaleme aldığı yazısında  bir start up için 3 şeye ihtiyaç olduğunu söylüyor. “İşe iyi insanlarla başlama , müşterilerin gerçekten istediği bir şeyi yapın ve mümkün olduğunca az para harcayın.”

İyi bir fikir Graham’ın listesinde yer almıyor. Odaklandığı nokta maliyetler.
Inc dergisinin nisan sayısında yaşanan kriz dönemi için aşağıdaki tavsiyede bulunuyor.

Resesyon, kendinize “BİLGİ TEKNOLOJİLERİNE NEDEN BU KADAR PARA HARCIYORUM?”  sorusunu sormak için iyi bir zamandır.  Tipik bir Silikon Vadisi girişimcisine giderseniz, bilgi teknolojileri harcamalarının dizüstü bilgisayarlar, internet bağlantısı ve sunuculardan ibaret olduğunu görürsünüz. Gmail gibi bedava web tabanlı yazılımlar kullanır. Büyük yazılım şirketleri, çok ikna edici satış elemanlarını ürünlerini satmalarını yollamak uğruna büyük paralar harcarlar.  Ama çoğu şirketin yazılım için 1.000  dolar ödemesine gerek yoktur. Şimdi paraya sıkıştığınıza göre, etrafta yatan pahalı saçmalıklardan kurtulmak için iyi bir bahaneniz var.”

“Krizi atlatmanın formülü” bu demek biraz fazla kolaya kaçmak olacak.  Ama haksızlıkta etmeyelim Paul Graham pahalı saçmalıklardan kurtulmak için iyi bir bahaneniz var derken haklı.  Kriz süresinde maliyetlerin kontrolü inanın satışlarınızı arttırmaktan bile daha önemli.

Geri çekilip baktığınızda Amerika’da işler duruyor. Avrupa’da duruyor. İhracat ile hızlı büyüme yakalayan Türkiye’de işsizlik rekorları kırılıyor. Kısacası ne dışarıda ne içeride mal satmak kolay değil, yakın zamanda da kolaylaşmayacak. Müşterileriniz size yaptıkları ödemeleri geciktirmeye başladılar bile.  Unutmayın nakit akışı vücuttaki kan gibidir. Bir şirketin nakit akışı durmuş ise şirket ya batmış ya da kısa süre sonra batacak demektir. Üretim harcamalarınızı ,  personel giderlerinizi ve aklanıza gelecek tüm harcalamalarınızı sıkı kontrol altına almak zorundasınız.

İlk girişimcilik günlerinizi düşünün. Yapmak istediğiniz çok şey vardı ama kısıtlı sermayenizle karşınıza çıkan fırsatlardan bir kısmını hatta bir tanesini seçebiliyordunuz. Durum farklı değil. Firmanızı yeniden konumlandırmak için eşsiz bir fırsat. Ana işiniz ne? Firmanızda başka firmaların sizden daha iyi yaptıracağınız hangi işler var?  Bu işleri devretmek size maliyet avantajı sağlıyor mu? (konu ile ilgili google’da lütfen “outsourcing” konusunu araştırın!)

IT harcamaları. Onlarca, yüzlerce çalışanın e-postaları için her ay ne kadar ödüyorsunuz? Ücretsiz servisleri kullanmayı düşünür müsünüz? (araştırın : “google apps“) Ya da farklı lisanslara sahip yazılımlar? Bilgisayarlarınıza linux yükleyerek ya da Microsoft Office yerine tamamen ücretsiz Open Office kullanmanın size getireceği maliyet avantajını düşünün. Kurumsal yazılımlardan tutunda (ERP-CRM) en basit uygulamalara kadar Açık Kaynak Kodlu (bunu da google da arayın lütfen) eşsiz bir dünya var. Biraz araştırma ile IT maliyetlerinizde ciddi tasarruflar sağlayabilirsiniz.

Belkide bir sanal mağaza açma zamanı gelmiştir. Aylık 100 TL masrafla satışlarınızın bir kısmını sanal ortama taşıyabilirsiniz. Openchart  ve Oscommerce gibi yazılımlar tamamen ücretsizdir , kurup hemen işletmeye başlayabilirsiniz.

Unutmayın ,  kriz dönemleri satışlara değil maliyetlere odaklanılması gereken bir dönemdir.

Hazır bahaneniz var, yazda geliyor. Zaman fazla kilolardan kurtulma zamanı….

  • Share/Save/Bookmark