Tag: nükleer

Ucuz enerji ve doğa

Kafalar karışık. Her kafadan bir ses çıkıyor.

Nükleer santral istemiyorsunuz, OK!

Yenilenebilir enerji olsun diyorsunuz, OK!

Peki HES’e niye karşı çıkıyorsunuz?

Temel sebep HES sonucunda vadilerdeki habitatın zarar göreceği, iklim değişiklikleri vb.

Fosil yakıtlar karbon salınımını arttırıyor.
Nükleer (sizce) çok riskli.
HES ler tabiata zarar veriyor. Geriye ne kaldı?

Güneş ve rüzgar.

Güneş enerjisi, tüm yenilenebilir enerjiler içinde bile neredeyse hiç  pay elde etmiyor. Oldukça yüksek maliyetli. (bkz:http://sg.wsj.net/public/resources/images/NA-BD272A_POWER_NS_20100107233607.gif)

Rüzgar enerjisi hala diğer enerjilere göre pahalı ve yaygınlığı düşük. Örneğin Almanya’da yenilenebilir enerjilerin toplamı tüm enerji tüketiminin %16 sı. Rüzgar sadece %5,5 u. (http://en.wikipedia.org/wiki/Renewable_energy_in_Germany)

Fransa’nın enerji tüketiminin %78 i nükleer. Amerikanın %20,3.  Almanya’da nükleer enerji tüm yenilenebilir enerjinin 3 katı.

Aşağıdaki tablo enerji fiyat karşılaştırmaları.

İngiltere’de enerji maliyetleri. (http://en.wikipedia.org/wiki/Relative_cost_of_electricity_generated_by_different_sources)

Technology↓ Cost range (£/MWh)↓
New nuclear 55-85
Onshore wind 80-110
Biomass 60-120
Natural gas turbines with CO2 capture 60-130
Coal with CO2 capture 100-155
Offshore wind 150-210
Natural gas turbine, no CO2 capture 55-110
Tidal power 155-390

Güneş ve rüzgar alternatif olmaktan uzak. HES ve fosil yakıtlar çevreye zararlı.

Benim görüşüm  Türkiye’nin artık Nükleer Enerji ile tanışması gerektiği şeklinde.

Güvenlik konusu her zaman bir soru işareti. Buyrun bunlarda Nükleer kazalar. (bkz:http://en.wikipedia.org/wiki/Nuclear_and_radiation_accidents)


Çevre devrimi mi ekonomik evrim mi?

Rusya Devlet Başkanının Türkiye ziyareti ile  Nükleer santral konusu tekrar gündeme geldi.

Santral konusunda kafalar karışık. Uzun yıllardır gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde güvenle (?) kullanılan bu teknoloji ile enerji üretimi gerçekleştirilmekte. Alternatifleri hidroelektrik santralleri , güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ilk benim aklıma gelenler.

Türkiye’nin enerji üretiminin büyük kısmı fosil yakıtlardan elde edilmekte. Petrol ve doğalgaz gibi kaynakları ithal ettiğimiz içinde enerji maliyetlerimiz ne yazık ki oldukça yüksek.

Global rekabet ortamında güçlü olabilmenin yolu maliyet minimizasyonu ile mümkün. Hem sanayi için hem de tüketiciler için enerji maliyetlerinin düşürülmesi şart.

Fosil kaynakların sınırlı olması ile ilgili olarakta gelecek dönemde petrol vb ürünlerin fiyatlarının sürekli yukarı yönlü olacağını söylersek yanlış yapmayız sanırım. Bu artış bizim üretim ve tüketim maliyetlerimizde de artışa sebep olacak.

Çevre konusunda tüm dünyada gelişen bir bilinç var. Daha az karbon salınımı , daha çevreci ürünler, sürdürülebilir kalkınma kavramları artık sıklıkla tartışılan konular. Bu tartışmaların ve bu konuda atılan adımların tıpkı petrol fiyatları gibi artacağına şüphe yok.

Çevre – sanayi ikilemi nasıl çözülecek beraber göreceğiz.

Bu konuda benim tespitim daha çevreci olmak için insanların daha fazla ücret ödemeye razı olmadığı yönünde. Muhtemelende insanlar bu şekilde davranmaya devam edecekler.

Çevre konusundaki başarı model sağda gördüğünüz “TASARRUF” ampülleri gibi pazarlanan ürünler ile olacak. Tüketiciler bu ampülleri daha çevreci olduğu için mi yoksa elektrik faturalarında yaptığı indirim sebebi ile mi tercih ettiler?

Yukarıdaki sorunun cevabı dünyanın nasıl şekilleneceğinin yanıtı aynı zamanda. Çevreci ürünleri yeni bir “pazarlama” aracı olarak kullanmanın yerine “faydalı” hale getirilmeleri bence şart.

Tam da bu sebeple çevre konusunda “devrim” yerine ekonomik bir “evrim” başarılı olacak.

Çevre konusunda evrimleşmek dileği ile.


  • Archives

  • Copyright © 1996-2010 Mustafa Su. All rights reserved.
    iDream theme by Templates Next | Powered by WordPress